Kabr-i şerifleri, Kars’ın düşman istilalarından bir türlü aman bulamaması ve zamanın getirdiği zorluklar ile toprak ve kül yığınları tarafından örülmüştür, yeri kaybolmuş ve uzun yıllar geçmesiyle de belirsiz bir hale gelmiştir.
Yıllar sonra 3.Murad’ın saltanat döneminde Kars Osmanlı Devleti’ne geçmiş ve İranlılar tarafından yıkılıp tahrip edilen Kars Kalesi’nin burçlarının tamiri için Lâlâ Mustafa Paşa memur edilmiştir.Paşa kalenin tamirine başladığı sıralarda, Asâkir-i Şahaneden Hafız Osman isminde ehl-i hal bir zat, şeyh ebûl Hasen Harakânî hz.’lerini rüyasında gördü, Şeyh onda der ki:“oğlum,uzum müddettir toprak altında yatmaktayım, paşana söyle kabrimi âyâna çıkarsın”
Rüyayı paşaya anlatmaya cesaret edemedi,üçüncü kere rüyada gördüğünde,
“Oğlum Osman, gördüğün sadık rüyalardır,şimdi dikkat et, Kars kaleiçi mahallesinde kağızman kapısına girip yirmi adım gün batısına gidin, son adımın altında tabutum var. Üzerimdeki toprağı temizledikten sonra, üç arşın eşin, sandukam çıkar. Tekrar Kars kalesine doğru onsekiz adım götürür, defnedersiniz. Bana bir tekke olmak üzere başucuma bir camii inşaa edersiniz”
Hafız Osman ulvî bir heyecanla saray yolunu tutup paşaya tüm teferruatıyla rüyasını anlattı. Paşa askeri kucaklayıp; “evlâdım bende bu zâtı gördüm, ama senin rüyan kadar tafsilatlı olmadığından tereddütte kalmıştım ama beni bu endişeden kurtardın!”
O zaman Karsta 23 medrese vardı, yanlız hafızlık dersi alan talebe üçbini aşkındı. Arabî,farisî lîsan tahsilide bu bölümdeydi.
Ertesi günü ilânı duyan Kars halkı, medreseler, tekkeler,postnişin,dervîşan,ulemâ, mülkî ve askerî erkân tekbir getirerek kağızman kapısına dayandılar. Paşanın işaretine göre hafız Osman adımlamaya başladı, tam yirmi ikinci adımda,
-Allah bilir ama burada olmalı!
Tarife göre yığılan toprak kaldırıldıktan sonra hâlis topraktan iki arşın daha elle kazıldı. Sumaki mermer bir tabut görününce paşa, ipek mendiliyle temizledi ve bir yazı meydana çıktı:(MENEM SEYYİD ŞEHİD EBUL HASEN HARAKANî ALİYYİBNİ CAFER 425)
Yine şeyhin emri üzerine 18 adım getirip defnedilecek yere bıraktılar. Gelen dindar ahali ve Kars halkı o gün bir mânâ âlemine sürüklendi ki emsali tarihte ender vukua gelmiştir. Paşa;
-peygamber Efendimiz(s.a.v.)’in ve evliya-i kiramın cesedleri taze durmalı, müsade olursa bu sultanı dünya gözümüzle görelim, diye ulemâdan izin istedi. İzin alınınca açılan tabutta zâtın terü taze yattığı görüldü, hırkası ve külâhı bile çürümemişti.Sağ bacağı ile sol pazusunun yaralarına bağlı mendillerden al kan damlamakta olduğu görüldü. Etrafa güzel bir koku yayılınca halk mest oldu,ruhani etkinin altında kalan halk ağlaştı. Bu akıllara durgunluk veren olay 3. Murad Han’a bildirilince şöyle dedi,
-o yüce sultana bir türbe ve tekke olmak üzere camii binâ kılınsın!
(Evliya çelebi,SEYAHATNÂME’sinden/Seyr ü sülûk risalesi)